1877–1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında Gürcülerle alakalı yapılan araştırmalar
1877–1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında Samsun’a yerleşmiş Gürcülerle ilgili bir araştırma yapmış olan İsmetzade Doktor Mehmet Arif, Gürci Köyleri adlı eserinde muhacir Gürcülerle ilgili şu tespitlerde bulunmuştur: ’’Gürcülerin yaşadıkları evler, bölge halkının evlerince kıyaslandığında şehri andırmaktadır. Evlerin çoğunluğu kestane ağacındandır, birbirinden yolla ayrılır, her evin kendi ihtiyacını karşılayan bir avlu ve bahçesi vardır. Avlularında dut, elma, armut, incir, erik gibi kısacası bütün meyvelerden ağaçlar bulunmaktadır. Meyve ağacı yetiştirme merakı Gürcülerde çok ileri gitmiştir. Son derece dindar ve dine bağlı olmakla ünlü olduklarından köylerinde mükemmel cami ve muntazam mektepleri vardır. Kız ve erkek çocukları genellikle dinin temel konularını bilmektedirler. Keskin zekâ ve üstün yeteneklere sahip olduklarından öğrenim gördükleri alanda pek az bir zaman zarfında ilerleme gösterirler. Geçmiş olayları tatlı tatlı anlattıklarından meclislerinde sıkılmak mümkün değildir. Terbiye ve misafirlere hürmet ve saygıları olağanüstüdür. Gürcüler, yaratılıştan silahşor ve gayet usta atıcı olduklarından en çok silaha ve güzel tüfeğe meraklıdırlar. Her köyde mutlaka camileri, camilerin içinde de çocukların eğitimi için mektepleri vardır. Cuma günleri camilerinde toplanarak namazdan sonra köylerine ve cami işlerine dair görüşmelerde bulunurlar. Genellikle bağırarak konuştuklarından bunların bir ikisinin bir araya gelip de sohbetlerini işiten yabancılar mutlaka kavga ettiklerini zanneder. Erkekler, başlarına başlık denilen aba sarık sararlar, zıbka denilen bir dar bir şalvar giyerler. Gürcüler vücut yapısı itibarı ile pek yakışıklıdırlar. Her köyde, akrabaları sayesinde ülkeyi gezmiş, devlet dairesinde çalışmış ve sonunda köyüne dönüp yerleşmiş, okuryazar kişiler vardır. Hocaları yıllık olarak imamlık yapar ve çocuklara okuma yazma öğretir. Gürcüler daima beş vakit namazını kıldıklarından içlerinde ibadet etmeyenlerden hoşlanmazlar. Padişah hazretlerinin sağladığı eğitim olanaklarından çocuklar yararlanır ve eğitimlerini sürdürmek isteyenler çocuklarını İstanbul’a gönderirler. Namus ve onur Gürcülerin yüksek faziletlerindendir. Kadınların kocalarına olan itaati atasözlerine girecek kadar yücedir. Gürcüler, birbirlerine yardıma alışmış olduklarından meci dedikleri usul ile bir hanenin on beş günde günlük bir işini bir günde tamamlarlar.” 1904 tarihli Trabzon salnamesinde ise bölgede yaşayan Gürcüler hakkında şu bilgilere yer verilmiştir: “Genellikle cesur ve silah kullanmayı bilen insanlar oldukları için bölgeye hicret ettikleri dönemde bazı sorunlar yaşamışlar; fakat hükümetin uygulamaları sonunda bu problemler giderilmiştir. Bölge için yararlı ve çalışkan bir halk olmuşlardır. Kendi memleketlerinde bağımsız yaşamaya alışmaları dolayısıyla bir kısmı ziraatla uğraşmaktadırlar. Gürcülerin bir kısmı ise hükümet işlerinde ve özellikle zabtiye işlerinde müstahdem olmuşlardır. Kanaatkârlıklarıyla ve şecaatleriyle tanınmış, yorulmak bilmeyen bir halktır. ”
Category: Tarihçe